5 Nisan 2014 Cumartesi

ANNE BALIK YAVRULARINI ÇIKARDI! YAVRULARA, ANNEYE NASIL BAKACAĞIM?

Bu yazımızda size annemiz yavrularını çıkardıktan sonra hem anne balığın hemde yavru balıkların bakımlarının nasıl yapılması gerektiğini kısa bir şekilde özetleyeceğim. Öncelikle söylemeliyim ki  bu yazacağım bilgiler sadece iceman için geçerli değildir. Tüm ağızda kuluçka yaparak üreyen balıklar için geçerlidir. Önceki yazımda çiftleşmeyi, yavrular çıkana kadar neler yapılması vs söylemiştik zaten. Şimdi sırada aldığımız balıkların bakımı ve en az 12 gün aç kalmış anne balığımızın bakımını anlatacağız.

Evet. Balığımız yavrularını en fazla 22 gün sonunda çıkardı. Kendisi çok aç ve güçsüz durumda. Ona ana akvaryuma koyana kadar eski gücünü, sağlığını ve kondisyonunu kazandırmamız lazım. Eğer balığı kusturmadıysak, yani yavruları kendisi çıkarmışsa zaten 2-3 gün beraber durabilir. Bu sırada bazen yavrular annelerinin ağzına girip çıkabilir. Bu görüntüleri izlemek hoşunuza gidebilir. Ki benim baya gidiyor. 2-3 günün sonunda artık anne yavrularına yabancı balık gözüyle bakmaya başlar ve onlara karşı agresif tavr beslemeye başlar. Oluşabilecek kayıpları engellemek için  imkanımız varsa anne balığı başka bir akvaryuma taşımalıyız. Tabiki yeni kurduğumuz bu akvaryumun su değerleri durduğu akvaryumun su değerlerine çok yakın olmak zorunda. Yoksa yarar yerine zarar olur yaptığımız bu iş. Eğer yeni bir akvaryum imkanımız yoksa  ana akvaryumun belli bir kısmını anne balığımıza ayırabiliriz. Bunu yapmak için sineklik işimizi oldukça görür. Tabi bunu yaparken ana tank sakinlerinide pek rahatsız etmemek gerekir.  Kaş yaparken göz çıkarmayalım. Anne balığımıza burda günlük az miktarlarda normal yemlerinden verelim ki, eski gücünü kazansın. Peki hangi yemi vereceğiz? İlk tercihimiz karışık yemler. Yani hem bitkisel hem de hayvansal. Ama tek bir seçeneğiniz varsa hayvansal yemleri tercih etmek zorundasınız.  Bunun sebebi  amacımız eski gücüne kavuşturmak olan bir balık olduğu için ona proteini yüksek yemler vermek. Proteini ne kadar depolarsa o kondisyonunu kazanması o kadar kısa olur. Tabiki iki seçeneğiniz birden varsa bitkisel yemlerde vermenizi kesinlikle öneririm. Bitkisel yemler sayesinde bağırsakları ve iç organları temizlenir. Böyle yemlemelerden 1-2 hafta sonra eski kondisyonuna ve gücüne sahip olmuş olur anne balığımız. Rahatlıkla ana akvaryumla arasındaki engeli kaldırabilirsiniz.


Gelelim biricik yavrularımıza. Yavrularımız doğdu, küçük akvaryumumuzda minik yüzgeçlerini sallıyorlar. Öncelikle yavruların psikolojisini anlatalım. Balıklar kendilerinin küçük olduklarının farkındalar ve korunmacı bir politika ile hareket ediyorlar.  Yabancı bir cisim gördüklerinde hemen kaçıyor veya saklanıyorlar. 

Kendilerini savunacak kadar güçlü ve çevik değiller. Bunun içinde grup şeklinde geziyorlar. Yavruların  grup şeklinde gezdiklerine şahit olabilirsiniz. Evet. Gelelim işin akvaryum faslına. Yavru balıklarımızın ısıtıcıları ilk yaptığımız gibi 28-29 derecede sabit kalsın. Ki büyümeleri normale göre biraz daha hızlı olsun.  Isıtıcıyı hallettik. Şimdi sıra geldi iç filtreye. İç filtrenin kesinlikle güçlü bir filtre olmaması gerekiyor. Eğer filtre güçlü bir filtreyse yavru balıklarımızı çekebilir. Eğer maddi durumunuz elveriyorsa gidin ve pipo filtre alın derim. Bu filtreler her türlü daha sağlıklıdırlar. Eğer durumunuz elvermiyorsa ise iç filtrenin süngerin korumalığını kadın çorabıyla kaplayın derim. En uygun çözüm bu oluyor. Eğer hava motorunuz varsa oda olur. Balıklarımızın havasız kalmaması için uğraşıyoruz. Motor faslını da ayarladık. Şimdi sırada yem faslı var. Yavrularımıza kesinlikle ağır proteinli yemler vermemeliyiz. Henüz yeni oluşmuş bağırsakları bu ağır proteini kaldıramayabilir. E diyeceksiniz ki anne balığa veriyorduk hiç bir şey olmuyordu, bunlarda neden vermiyoruz? Tekrar diyorum. Yavrularımızın bağırsakları henüz 5-6 günlük. Protein ağırlıklı hayvansal yemleri kaldıramayabilir.  Eğer hayvansal ve protein ağırlıklı yem vermek istiyorsak ise artemia çıkartın derim ben.  Balıklara çok fazla yararı olur. Pul yemi de ezip verebilirsiniz yavrulara. O da çok sağlıklı olur yavrularımız için. Eveet. Yem faslınıda geçtik. Başka bir fasıl kalmadığına göre sözlerimi burda noktalıyorum arkadaşlar. Takipte kalın. İyi balıklar. 

EYVAH! İCEMANIM AĞZINA YUMURTA ALDI!

Evet. Balığın genel özelliklerini anlattıktan sonra balığın çiftleşmesi, yavrulaması ve yavruladıktan sonra hem annenin hemde yavruların bakımını anlatacağız bu bölümde.
İcemanların çiftleşmesi diğer mbuna türleri gibi çiftleşme dansıyla olur. Nedir peki bu çiftleşme dansı? Bunu anlatmak için olaya en başından başlayalım. Diyelim ki bir erkek beş dişilik bir koloniniz var. Mutlu mesut yaşıyorlar. Ancak daha sonra erkek balık akvaryumun kendi seçtiği bir köşesini kazdı akvaryum camına kadar. Bunu yaptığı zaman anlayabilirsiniz ki çiftleşmeye hazır bir erkeğiniz ve en az bir de dişiniz var. Bu aşamadan sonra erkek balık eskisine göre agresiflecek ve kazdığı yuvaya hazır olan dişiyi çekmeye çalışacaktır. Bu görüntüyü izlerken endişelenebilirsiniz. Zira erkek balığın diğer balıklara vurduğunu sanabilirsiniz. Lakin olay böyle işlemez. Erkek balık hazır olan dişiyi kovalayarak yuvasına çekmeye çalışır. Endişelenmeyin. En fazla birkaç gün içinde bu iş sonlanacaktır. Diyelim ki erkek balık çekti dişiyi. Erkek balık başta arka kısmı yere daha yakın olmak üzere çok hızlı bir şekilde titremeye başlar. Bunun Türkçe meali şudur:  Hadi ben hazırım yumurtalarını döllemeye, gel de bişeyler  yapalım. Bunu yaptıktan sonra dişide aynı şekilde  titreyerek düz zemine yumurtalarını bırakır. Erkek balıkta bu yumurtaların üstüne gelerek onları döller. Erkek balık yumurtaları dölledikten sonra dişi balık bunları ağzına alır. Bu işlem dişinin yumurtaları bitene kadar devam eder. Ayrıca balıklar bu işlemi yaparken sürekli birbirlerinin etrafında dönerler. İşte biz buna çiftleşme dansı adını veriyoruz.

Balıklar çiftleşti, dişi iceman ağzına yumurtalarını aldı ve akvaryum eski düzenine döndü.  Prenses türlerinin yavru tutma süresi 20-22 gün arası değişir. Bu  güne kadar yavrularını ağzında tutar ve hiçbirşey yemez. 12-13. Güne kadar yumurtalarda büyük bir değişiklik gözlenmez. Başlarda yumurta dediğimiz sarı yuvarlak cisim 13. Günden itibaren yavrularımızın yemeği olacaktır. 13. Günden itibaren yavrularımızın gözleri ve kuyrukları oluşmaya başlar. 20. Güne kadar yavrular gelişir ve kuyruklarını hareket ettirebilirler. Doğumun sonuna yaklaşıldıkça anne balığın ağzı ilk günküne göre çok daha az hareket edecektir. Bunun nedeni başta yumurta olan yavruların mantarlaşmasını önlemek ve onları hareket ettirmekti. Ancak yavrular hareket yeteneği kazandıktan sonra buna gerek olmaz ve yavrular kendileri hareket edebilirler. Tabiki 20. Güne gelmeden ana akvaryumda bazı sıkıntılar çıkabilir. Eğer akvaryum ölçüleriniz baktığınız balığa göre büyükse, yani bir balığa bayağı bir alan düşüyorsa ana akvaryumda yavru balıkları çıkarması pek bir problem teşkil etmez. Ancak baktığınız balık sayısı fazlaysa ve ana akvaryumda fazla alan yoksa devreye ikinci bir yavru tankı devreye girer. Bu yavru tankı en az 40 litrelik olmalıdır. Ki anne balık rahat bir dönem geçirebilsin. 

Balığımız ana akvaryumdan nasıl ve ne zaman almalıyız? Baktınız ki diğer balıklar hamile balığa vuruyor, erkek balık dişiyi yumurtaları atması için zorluyor, balık çırpınıyor, attı atacak yavruları. Hemen  operasyon için hazırlıklara başlamalıyız o halde. Öncelikle belirtmeliyim ki, 10. Günden önceki ayırmalarda daha fazla kayıp yaşanır. Bu ne demek, siz ayırdınız diyelim balığı. Balık yeni akvaryuma alışamaz ve yavruları atar. Yeni akvaryumun biyolojik dengesi oturmamıştır yavruları atar, saklanacak yer bulamaz strese girer yavruları atar. O olur yavruları atar, bu olur yavruları atar. Ee sonuçta anne balık, anneliğine vermek lazım bunları. Ancak 10. Günden itibaren bu tür olaylar minimuma inmiş olur. Bu bilgiyi verdikten sonra asıl ayırma işlemine başlayalım. Orta boylu bir kap hazırladık, içine balık yakalama kepçemizi hazırladık. Bunları balığı yakalayacağımız zamana kadar hazır bir şekilde bekletmeliyiz. Önemini birazdan anlayacaksınız. Öncelikle balığı ayırma vaktimiz kesinlikle akşam veya gece olmalıdır. Neden?  Çünkü gündüz güneşlik bir zamanda balığı ayırmaya çalışırsak anne balığımız uyanık olacağından sürekli kaçar ve strese girer. Stres balıkların en büyük düşmanıdır. Bu stres sırasında yavruları atması işten bile değildir. Bundan dolayı anne balık uyurken ani bir şekilde almalıyız ki balığımız ne olduğunu anlayamasın bile. Evet. Akşam oldu, hava karardı, balıklar uykuya daldı. Biraz bekledikten sonra ışığı açıyoruz ve hızlı bir şekilde akvaryumun kapağını açıyoruz.  Işığı açtığımız için balıklar ufak bir sersemleme geçireceklerdir. Hazırladığımız kepçeyle hızlı bir şekilde anne balığımızı yakalıyoruz. Daha sonra suyu ana akvaryumdan olacak şekilde hazırladığımız kaba balığımızı koyuyoruz. Balığın havayla temas etmemesi çok önemli. Bunun için kabın bir kısmını suya batırmalıyız. Evet, balığımızı aldık, yeni kurduğumuz akvaryuma koyduk. 

Peki en çok sorulan sorulardan birisi, yavru akvaryumunu nasıl kurmalıyız? Ana akvaryumla suları aynı olmalı mıdır? Yanlarında başka balık olması gerekir mi?
Yavru akvaryumunu kurmaya başladık.  Akvaryuma suyu koymadan önce içini bir güzel temizliyoruz. Bunun için bir adet bulaşık süngeri ve biraz su yeterli olur. Daha sonra kumunu ayarlamamız lazım. Kumunu ana akvaryumda ki gibi ince taneli seçmemiz balığımızın hayrına olur.  Kumu ne kadar fazla yıkarsak o kadar güzel olur. Bunları ayarladıktan sonra suya gelelim. Suyumuz kesinlikle en az 2 gün beklemiş olacak. İçindeki klorun atılması lazım. Daha sonra bu suyu akvaryuma koyabiliriz. akvaryumun olmazsa olmazlarından biri nedir? Bakteriler. Bakteriler olmadan siz o akvaryuma dünyanın en dayanıklı balığınıda koysanız o balık ölür. Ki yeni kurduğunuz akvaryumda bakteri oranı %2-3 oranında olacaktır. Bu oranı %50-60 oranına çıkartmak bizim görevimizdir. Eğer bu oran daha da artarsa akvaryumda yosun oluşumu başlar. Bu kötü bir şey değildir. Ki icemanlar doğal yaşamlarında kayaların üstündeki yosunlardan beslenirler. Ancak bunun olmasını hiçbir akvaryumcunun isteyeceğiniz sanmıyorum . Yeni akvaryumumuzda bakteri kültürünü başlatmak için ana akvaryumdaki sudan aşılama işlemi yapmalıyız. Bakteriler birkaç gün içinde oluşmaya başlar ve yaşanabilir bir ortam oluşmuş olur. İcemanların yüksek değerde ph değeri sevdiğini daha önce söylemiştik. 40 litrelik bir akvaryum için bir- iki tane kapsül yeter. Yavru akvaryumumuzda ısıtma konusuna gelirsek, ısıtma problemi olmaması balığın hamileliğinin uzunluğu için çok önemlidir. Yapılan araştırmalar neticesinde 28-29 derece sıcaklığı olan akvaryumda dişi balık 18. Günde, 23-25 derece sıcaklıkta olan balık ise 24. Gün doğum yapmıştır. Tabi ki gidipte 35 derece yapmayın ısıtıcılarınızı. Balığın haşlanmasını istemiyoruz. Akvaryum filtresine gelecek olursak, bir adet hava motoru işimizi görecektir. Çünkü balık doğum yapana kadar balığa yem verilmeyecektir. Yem olmadığı için balık dışkılamayacaktır. Dışkı olmadığı içinde akvaryumda pislik olmayacaktır. Eğer illa filtre kullanacaksak pipo filtre işimizi fazlasıyla görecektir.  Ayrıca diğer filtreleri kullanırsak filtre yavru balıkları çekebilir veya yavrular kendilerini delikli kısma sokabilir. Bu kimsenin istemeyeceği durumdur. Bütün bunlar bittikten sonra akvaryum dizaynına gelelim. Akvaryum dizaynı saklamacı ve korunmacı bir yöntem izlemelidir. Bu balığımızı güven yönünden rahat hissettirecektir.

Bugünlük benden bu kadar arkadaşlar.  Bir sonraki yazımda sizlere yavru bakımı ve anne bakımı hakkında bilgiler vereceğim. Esen kalın.. 

4 Nisan 2014 Cuma

PEKİ AKVARYUM ORTAMINDA NASILDIR BU BALIK?

İcemanlar, aynı doğal yaşam ortamlarında olduğu gibi akvaryumda da hareketli ve canlı balıklardır. Hani böyle bazı balıklar olur,  yabancı birisi  geldiğinde kayaların arkasına saklanır falan. İşte icemanda bunu göremezsiniz. Kim gelirse gelsin bi hoş geldin der akvaryumun prensesi.  Sahibini unutmaz. Sahibinden kastım ona yem veren anlayacağınız üzere. Eğer iceman alırsanız dikkat edin. Yem veren kişi kimse odaya girdiğinde onlara yem vermesi için türlü oyunlar yaparlar, sudan atlamaya çalışırlar.  Oldukça da şirin bir görüntüdür bu. Akıntılı suları severler.  Durağan sulardan nefret ederler. Eğer yüzdükleri su da akıntı yoksa topluca bir yerde beklediklerine şahit olabilirsiniz. Ki ben şahit oluyorum her gün.  Kumları yumuşak ve ince taneli olmalıdır. Bu, onlara yem ararken veya akvaryumda dolaşırken rahat hissetmelerini sağlar.

Yüksek Ph lı su değerlerinden hoşlanırlar. Diyelim ki canlı doğuran besliyordunuz ve iceman balığı beslemeye karar verdiniz.  Bildiğiniz üzere canlı doğuranlar düşük ph değerlerine sahip suları daha çok severler. Suda ki ph değerini arttırmak içinse çok güzel bir çözümümüz var. Evet! Kaya tuzu. Akvaryumcularda çok kolay bir şekilde bulabileceğiniz bu tuz, su değerlerinizde ki ph oranını arttırmak için bire birdir. 40-45 litreye bir kapsül gelecek şekilde atmanız sağlıklı olacaktır. Malum bunlar kapsül şeklinde satılıyor.
Akıntıyı seven balıklar demiştik. Buna göre akvaryumunuzda akıntı yaratabilicek bir şeyler mutlaka olmalıdır. Mesela ben güçlü bir iç filtre kullanıyorum. Akvaryumun üst kısmı akıntılı. Bu da balıklarıma güzel etki ediyor ve hareket etmelerini sağlıyor.

Beslenmelerine gelirsek, otçul bir balık olduğunu söylemeliyim.  Tutalım ki yeminiz kalmadı, pul yeminiz kalmadı sadece klasik ciklet yeminiz var elinizde. Bu bildiğimiz kırmızı yemlerden.  Bu yemden de rahatlıkla verebilirsiniz. Rahatlıkla verebilirsiniz diyorum çünkü balıklarınız onu da iştahla yiyecektir. Nasıl biz hem  otçul hem etçil besleniyoruz, bu icemanlarda ağırlık otçul olmak üzere iki türlüde beslenen türlerden. Ancak  işi abartıpta sabah akşam protein ağırlıklı yem verirseniz balığın fiziğini bozarsınız. Gittikçe o güzelim masmavi rengi siayaha doğru çalmaya başlar ve agresif bir balık olup çıkar başınıza. İşte bunu önlemek için 2-3 günde bir protein ağırlıklı yem vermelisiniz.

Bugünlük benden bu kadar. Eğer bir sorunuz olursa ya yorum ya da özel mesaj atarak bana bildirebilirsiniz. Seve seve cevaplarım. İyi akşamlar!

NEDİR BU İCEMAN DEDİĞİMİZ ŞEY?

İceman dediğimiz balık türü anavatanı Malawi Gölü olan ciklet türüne mensup olan bir prenses balığıdır. Türlerine göre çok daha sıcakkanlı olan bu balık, çoğu kişinin akvaryumunda olduğu gibi benim akvaryumumdada taht kurmuştur.
       Hmm.. Nerden başlasam bilemedim.  Ciklet balıklarının genel özelliklerinden icemanlara gelelim o halde. Farklı göllerde farklı ciklet balıkları bulunmaktadır. Örneğin Malawi Gölünde bulunan cikletler bu gölün ismini almıştır. Victoria Gölü cikletleride o gölün ismini almıştır. Malawi gölü cikletleri genel olarak sıcakkanlı yapısıyla dikkat çeker. Gölün çoğu balığı agresiflikten uzak hayatını sürdürür. Belki üreme dönemlerinde bölgeci ve agresif yapıları ortaya çıkar.

İceman cikletlerinin genel özelliklerine bakacak olacak olursak, diğer Malawi cikletleri gibi bu türünde agresiflikten uzak yaşamlarını sürdürdüklerini görürüz. Ancak üreme dönemlerinde özellikle erkekler bölgeci  ve agresif yapısını ortaya çıkarabilir.Yazının devamı kısa bir aradan sonra sizlerle..